25 Şubat 2013 Pazartesi

Tarık ve Beyaz Karga

Bazı güzel kitaplar hak ettikleri ilgiyi göremeden arada kaynayıp gidiyor. Geçen yılki İstanbul Kitap Fuarı'nda Sarıgaga Yayınları standında rastladığım Tarık ve Beyaz Karga da bunlardan biri.

Tarık ve Beyaz Karga, kendilerini Kutup Yıldızı Kolektifi olarak adlandıran on sığınmacı çocuğun ortak ürünü. Somali, Sudan, İran ve Afganistan'dan gelen yedi sekiz yaşındaki bu çocuklar, Isparta'da Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği'nin düzenlediği hikâye atölyesinde bir araya gelmiş.

Güneşin yusyuvarlak olup hayat dağıttığı bir adada yaşayan Tarık ve kardeşi Leyla ailesi ile mutlu bir hayat sürüyormuş. Bir gün adanın tepesine kara bir bulut gelip çökmüş. Ada halkı ne yaptıysa bu kara bulut bir türlü gitmek bilmemiş. Tarık ile babası da ailesini geride bırakıp yeni bir yer bulmak için balıkçı teknesine binip denizlere açılmış. Günlerce yol alıp artık ümitleri tükenmek üzereyken beyaz bir karga gelip teknenin ucuna konuş ve onlara yol göstermiş. Karaya yanaştıklarında ada halkı Tarık ve babasını çok sıcak karşılamış. Tarık ile Beyaz Karga çok yakın arkadaş olmuşlar. Hem adanın kara kargaları da Beyaz Karga'yı aralarına almıyormuş. Sonra babası Tarık'ı ada halkına emanet edip ailenin diğer fertlerini almak için yola çıkmış...

Sadi Güran'ın resimlediği kitabın hikâyesinin anlatıldığı bölümde mülteci olarak tanıtılan çocuklar için bu yazıda özellikle sığınmacı kelimesini kullandım. Nedenine gelince....

Dini milliyeti ve belirli bir toplumsal cinsel aidiyeti yüzünden veya siyasi tercihleri sebebiyle zulüm gören, bu sebeple yurdundan ayrılan ve endişeleri gittiği ülkeler tarafından haklı bulunan kişiye mülteci deniyor. İnsan Hakları Beyannamesi 14. Maddesinde “Herkesin zulüm karşısında başka ülkelere sığınma hakkı vardır” diyor. Bu hak 1951 Cenevre Konvansiyonuyla teminat altına alınmış. Daha çok II. Dünya Savaşı yıllarında Avrupa’da yerinden edilmiş kişiler için oluşturulmuş bir sözleşme bu. Bu sebeple Avrupalılarla sınırlandırılmış. Bu sınırlandırmanın haksızlığı 1967’de imzalanan bir ek protokolle bütün dünya vatandaşlarına sağlanmış. Ancak bu ikinci protokolü imzalamasına rağmen uygulamayan tek bir ülke var: Türkiye! Yani Avrupa  Konseyi üyesi olmayan ülkelerden gelen kişilere “geçici sığınma” imkânı tanıyor, mültecilik verilmiyor. 

İşte bu yüzden Tarık ve Beyaz Karga çok önemli bir kitap. Bu projeye destek olan herkese gönülden teşekkürler...

Ebru Akkaş


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme