6 Mart 2013 Çarşamba

Kurdun Gözü

Mavi Kurdun dolanıp durduğu kafesin önünde bir çocuk hareketsiz ve sessiz onu izler. Bu kurdu sinirlendirir. Çocuğun bir süre sonra pes edeceğini düşünür. Kendisi sabırlıdır, bir kurttur o… Ancak ertesi sabah tek gözünü açtığında çocuğu yine karşısında bulur. Tek gözü vardır kurdun çünkü on yıl önce insanlar tarafından yakalandığında onlarla mücadele ederken bir gözünü kaybetmiştir.
Günler geçer ama çocuk hep kafesin önünde, onu izlemeye devam eder. Mavi Kurt da ona bakmaya karar verir, ama tek gözü vardır ve çocuğun hangi gözüne bakacağını bilemez. Gözü sağa sola, sola sağa hareket eder. Bu onu çok rahatsız eder ve kapalı gözünün yara izinin kenarında bir damla gözyaşı belirir. “Bunun üzerine çocuk kurdu sakinleştiren, güvenini yerine getiren garip bir şey yapar. Bir gözünü kapar.” Bu kurda göre “kibar bir harekettir”. Böylelikle, kurdukları bu göz temasıyla, birbirleriyle konuşmaya başlarlar.

Kurt, çocuğa Alaska’daki yaşamını, ailesini, insanların acımasızlıklarını ve sonunda nasıl yakalandığını anlatır. Onlar için insan “iki ayak ve bir silah”tan ibarettir. “Peki, ama ya sen? Sen? Sen de kimsin? Ha? Kimsin sen? Ama önce adın ne?” diye sorar Mavi Kurt. Adı, Afrika’dır çocuğun. “Fakat çocuk, öyküsü olmayan bir ismin anlamı olmadığını gayet iyi biliyordu. Hayvanat bahçesindeki kurt gibi: yaşamöyküsünü bilmezsen diğerlerinden farksız bir hayvansın.” Böylece o da kendi hikâyesini anlatmaya başlar.

Tıpkı kurdun yakalandığı geceye benzer patlamaların, çığlıkların, koşma seslerinin olduğu korkunç bir Afrika gecesinde, bir kadın, yularından tuttuğu deveyi çekmekte olan bir adama doğru bağırarak koşar. Bu satıcı Toa’dır ve kadın kollarındaki bebeği, sahip olduğu tüm parayla birlikte ona verir. Afrika büyümüştür ve çok güzel hikâyeler anlatmasının yanı sıra hayvanlarla konuşabilmektedir. Toa, onun hikâye anlatma özelliğinden yararlanır ama bir süre sonra Afrika’yı çoban olarak satar. Yaşadığı pek çok şeyden sonra Afrika’nın yolu bir ormanda yaşayan Baba Bia ve Anne Bia ile kesişir. Ancak burada da uzun süre kalamazlar. Her yıl, kesilen ağaçlarla orman daha da seyrekleşir. Bu nedenle yağmur yağmaz, toprak sertleşir ve hiçbir şey yetişmez olur. Böylece şehre giderler ve Baba Bia hayvanat bahçesinde iş bulur. Afrika, burada eski arkadaşlarıyla karşılaşacak ve yeni bir arkadaş daha edinecektir.

Fransız yazar Daniel Pennac’ın büyük bir duyarlılıkla kaleme aldığı “Kurdun Gözü”, insanın doğaya ve doğada yaşayan canlılara verdiği zarar, acımasızlık ve dostluk üzerine etkileyici bir roman. Can Çocuk Yayınları’ndan çıkan, Ömrüm Erdaş’ın çevirdiği “Kurdun Gözü” 9-12 yaş arası çocuklar için öneriliyor.

Tülin Sadıkoğlu  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme