19 Nisan 2013 Cuma

Bir Kitap Lütfen, Yaprak Moralı’yı konuk ediyor!


Animatör, illüstratör Yaprak Moralı’yla Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nda bir söyleşi gerçekleştirdik. Uzun yıllardır yurtdışında yaşayan ancak Türkiye’yi yakından takip etmeye devam eden, kitaplar yazan-resimleyen Moralı’ya çocuk kitapları resimlemeye nasıl başladığını, bu alandaki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini ve Bologna Çocuk Kitapları Fuarı izlenimlerini sorduk.


Çocuk kitapları resimlemeye nasıl başladınız?
Ben asıl çizgi filmciyim. Mesleğimi on iki senedir yapıyorum. Çocukluğumu Roma, Brüksel ve Londra'da geçirdim ve o dönem şahane çocuk kitapları, dergiler ve öyküler okuyarak, çizgi filmler izleyerek büyüdüm.
Çocukluğumdan beri resim yapmayı çok severim. Okulda hep defterlerin kenarlarına karalamalar yapardım. Evimizde boyama defterleri hiç eksik olmazdı.

Mesle
ğime başladıktan sonra, çizgi film ve illüstrasyonun ne kadar bağlantılı olduklarını fark ettim. Biz de çalıştığımız filmlerde animasyon bölümüne gelene kadar yüzlerce illüstrasyon yapıyoruz. Zaten tanıdığım birçok çizgi filmci, çocuk kitapları yazar ve çizer.

2003'de Türkiye'ye döndüğümde, mesleğimin yanı sıra, Türkiye'ye çocukluğumun çizgi romanlarını getirtmek istiyordum. 1960-1970'de yazılmış mangaları, Japon çizgi romanlarını Türkiye'de yayınlayabilmek için araştırmalar yaptım. Bir arkadaşım beni Can Yayınları'nın kurucusu Erdal Öz'e gönderdi.
Oturdum Erdal Bey’in önüne, dizdim bütün sevdiğim kitapları masasının üstüne, anlattım ve anlattım. Erdal Bey, yarım saate yakın bir süre boyunca beni sessizce dinledi, gülümseyerek sigarasını içti. İlgili olduğunu bile düşünmeye başlamıştım ki sonunda, “Şimdi Yaprak, bırak sen bu çizgi romanları, asıl bana kitap resimlemeye ne dersin?” dedi. Ben de tamam dedim.
Manolito'nun haklarını almıştı Erdal Bey ama çizim haklarını alamıyordu. “Bana Manolito resimleri yap,” dedi.
K
ısa bir süre içinde kitapları okudum, bir sürü resim çizdim. Orijinal resimler o kadar esprili ve hayat doluydu ki onlar kadar iyi resim yapabilir miydim? Ama ben okumayı Pıtırcık ile öğrenmiştim. Onun havasında espri dolu yeni resimler yapmaya çalıştım. Ayrıca öykü o kadar güzel yazılmıştı ki bana çok ilham vermişti. Öyküye yakışan resimler yapmaya çalıştım. Kendi çapımda bir stil buldum ve Erdal Bey’e geri döndüm. Maalesef o zamana kadar, Manolito'nun resim hakları eline geçmişti. Bunun üzerine bana Bilgin Adalı'nın Zaman Bisikleti'ni verdi ve böylece başladım.


Hem kendi metinlerinizi hem de başka yazarların metinlerini resimliyorsunuz, hangisi daha zor?
Nemika Tuğcu'nun Minik kitabını resimlerken çok eğlendim çünkü kendi çocukluğumu çok anımsattı bana. Hatta Aydan ve Aylin'i çizerken, daha çok ablam ve kendimi çizdim sanırım.

Bilgin Adalının kızları Yağmur ve Damla da bana ablam ve kendimi hatırlattıkları için büyük zevkle çizdim. 
Ancak insan bir metni yazarken aklında bazı görseller oluşuyor, metin ile birleşiyorlar. Bilgin Bey mesela bazı resimlerimi gördükten sonra onları baştan yapmamı istemişti çünkü hayal ettiği “cihazlardan” farklı cihazlar yaratmıştım.

Kimsecikler Yok mu? kitabımda, hedeflenen yaş grubundan dolayı metin ve cümleler kısa olmalıydı. Onun için metnin eksikliklerini resimlerle tamamlamaya çalıştım. Mesela, öyküde çocukların bütün gece birbirlerinin fotoğraflarını çekmelerini istiyordum. Tabii bunu öyküye eklemek metni gereksiz yere uzatacaktı.
Onun için uygun olan resimlere bir fotoğraf makinesi ekledim. Kitabın giriş sayfasına da çocukların çekmiş oldukları “fotoğrafları” serpiştirdim.

Kimsecikler Yok mu?'daki insan karakterler gerçek hayattaki arkadaşlarım. Ebru anne, Tan ve Aya, oyuncakların arasındaki Teo ve gözlüklü sakallı oyuncak, hepsi hayatımdan insanlar. Aslında ilk Nisa ve Tan'dı çocukların ismi. Nisa diğer bir arkadaşımın ismi. Ama sonra, Tan'ın kız kardeşi Aya dünyaya geldi. Nisa'yı da o zaman Aya yaptım. Tabii bunun neticesi olarak, geçen sene Tan'ı gördüğümde bana şöyle dedi: “Yaprak, resimlerinde bir hata var ve düzeltmen gerek!” Hemen anladım neden bahsettiğini, “Bu kitapta Aya benden büyük ama aslında ben ondan büyüğüm, düzeltmen gerek!” dedi.

Şimdi ikinci okul öncesi kitabımı hazırlıyorum. Bir baykuş başkahramanım, kitabın ismi Umut Sesini Ararken. Bu baykuş ailesi için de arkadaşlarımın içinden bir aile seçtim.



Uzun süredir yurtdışında yaşıyorsunuz. Türkiye’deki çocuk edebiyatındaki gelişmeleri nasıl takip ediyorsunuz?
İnternete şükürler olsun! Gmail'in blogger kısmına bütün izlemek istediğim siteleri döşedim. Gazete okumak beni depresyona sokuyor artık ama her sabah kahvemi içerken yaptığım ilk iş bu blogları okumak. Blogger'deki siteler, Bir Kitap Lütfen ve Facebook sayesinde Türkiye'de olup bitenleri mümkün olduğu kadar yakından izlemeye çalışıyorum. 

Birkaç dil konuştuğum için Fransa, İtalya, İngiltere ve Norveç'deki çocuk kitaplarını rahatlıkla ve ilgi ile takip ediyorum. Karşılaştırmak, araştırmak, neyin nerede nasıl geliştiğini incelemek sağlıklı bir rekabetin kurulmasını sağlar ve sanatın gelişmesini sağlar bence. İnternet artık hayatımızı çok kolaylaştırdı.
Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nda da pek çok yenilik gördüm. Türkiye'de olduğum zaman da TÜYAP kitap fuarına gitmek çok faydalı oluyor.

Uzaktan nasıl görünüyor buradaki işler?
Son yıllarda çocuk kitabı piyasasında kocaman bir ilerleme görüyorum. Tabii Türkiye'de yazılmış/çizilmiş kitaplardan bahsediyorum. Zor bir piyasa bu. Hem bugün çocuklarımızın dünyası biraz daha farklı hem de ebeveynleri tatmin etmek, ikna etmek, belki biraz daha zor, daha fazla çaba gerektiriyor. Bazen kalıpları yıkmak zor olabiliyor. Artık hayat çok değişti ama değişiklik illa yanlış veya zararlı değildir.
Eşcinsel ebeveynlerin başkarakter oldukları okul öncesi kitaplar var artık. Hayat değişiyor, ilgi alanları ve işlenilen konular genişledi. Ama daha da önemlisi, çocuklar bu yeni konuları rahatlıkla benimseyip kabul edebiliyorlar. Çocukları asla sadece “çocuk” olarak görmemeliyiz. Onlar birer birey. Düşünen, akıllı, zengin hayal gücü olan, komiklikler yapan minik insanlar onlar.

Ben hayal gücü açısından zengin, şiirsel bir dille yazılmış, espri dolu, akıllı kitaplar arıyorum çocuklar için.
Çocuklarımızın hayal gücünü zenginleştirince toplumun gelişeceğine inanıyorum. Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar çok güzellik ile aşılamamız gerektiğini düşünüyorum.

Bologna Çocuk Kitapları Fuarı izlenimlerinizi öğrenebilir miyiz?
Bu sene Bologna fuarına ilk defa gittim. Amacım hem dostlarımı görmek, hem Türk masasına katılmak hem de tabii diğer stantları gezmekti. Çok etkilendim. Japonların stantları tabii en sevdiklerimdi. Ama bu kadar büyük bir fuar beklemiyordum. Geze geze bitmedi kaç gün boyunca. Her şey çok ilham vericiydi! En sevdiğim yayınevlerini gezdim, yeni çıkarttıkları kitapları karıştırdım, bir sürü illüstratörün çalışmalarını inceledim. Çok mutluyum böyle bir etkinliğe katıldığıma. Çok şey öğrendim. Ve çok güzel insanlarla tanıştım.

Tülin Sadıkoğlu & Ebru Akkaş





1 yorum:

  1. Yaprakcım, ne güzel bir iş yapıyorsun, mutlulukla röportajını okudum, gururlandım. Ben de resim dersleri almaya başladım ve yapabildiğimi gördüm, çok şaşırdım.
    Sevgiyle
    Sitare

    YanıtlaSil