22 Nisan 2013 Pazartesi

Pembe Ayıcığın Düşü

Pembe tüylü bir ayıcık nehir kıyısında oturmuş ağlamaktadır çünkü düşünü kaybetmiştir. Bunu öğrenen zürafa ağaçların tepesinden uzanıp gökyüzünün dört bir yanını arayıp tarar ve sonunda yumuşacık, rengârenk bir atkıyla geri gelir. Ancak pembe ayıcık ağlamaya devam eder.

At, dörtnala koşarak dünyanın dört bucağını arayıp tarar ve bir çift nal bulup getirir; kurbağa ise suyun derinliklerini arayıp tarar ve bir güneş gözlüğü bulur. Ama hiçbir şey pembe ayıcığın ağlamasını durduramaz. Bunların hiçbiri onun düşü değildir.

Ne yapacaklarını bilemeyen kurbağa, at ve zürafa, pembe ayıcığı teselli etmeye çalışır. Bu arada uykusundan yeni uyanan Baykuş sesleri duyar ve neler olduğunu öğrenir. “Baykuş bir an düşündükten sonra” sorar:

“İyi ama… sizler ne aradınız?”
“Ben, ayıcığın uzun boynunu sıcak tutacak bir atkı aradım,” dedi zürafa.
“Ben ayıcığın toynakları için rahat nallar aradım,” diye ekledi at.
“Ve ben de ayıcığın patlak gözlerini güneşten koruyacak bir gözlük aradım,” diye açıkladı kurbağa.

Oysa pembe ayıcığın ne uzun bir boynu, ne toynakları ne de patlak gözleri vardır. Böylece anlaşılır ki zürafa, at ve kurbağa farkında olmadan kendi düşlediği şeyi bulup getirmiştir. Peki, küçük pembe bir ayının düşü ne olabilir? Baykuş, bunu pembe ayıcığa sorar. Sonunda herkes kendi düşüne kavuşmuştur.

Roberto Aliaga’nın “anlattığı”, Helga Bansch’ın resimlediği Pembe Ayıcığın Düşü, Redhouse Kidz tarafından yayımlandı. 

Tülin Sadıkoğlu







1 yorum: