9 Eylül 2013 Pazartesi

Mantova'nın Cüceleri

Hans Christian Andersen Ödülü sahibi dünyaca ünlü İtalyan yazar ve gazeteci Gianni Rodari çocuklar için yazdığı kitaplarla İtalyan edebiyatının yirminci yüzyıldaki en önemli yazarı olarak görülüyor. Yalnızca çocuklar için değil, eğitim alanında yaptığı çalışmalarla öğretmenler ve anne-babalar için de önemini halen koruyan bir isim Rodari. 

Ülkemizde bu önemli yazarın çeşitli yayınevlerinden kitapları yayımlanıyor. Son olarak Yapı Kredi Yayınları’ndan Filiz Özdem’in çevirisiyle Mantova’nın Cüceleri çıktı. Genç İtalyan illüstratör Margherita Micheli’nin resimlediği kitap, 7-10 yaş grubu çocuklar için öneriliyor.

Mantova Düklük Sarayı’nda çok tuhaf bir kat bulunmaktadır. “Bu katın odaları ufacık, salonları küçücük, koridorları minnacık, oyuncak” gibidir. Çocuklar için yapıldığı düşünülse de burası sarayın cücelerine aittir.

Cüceler ise hallerinden pek de memnun değildirler. Dük, muhafızların başı Yüzbaşı Bombardo, sarayın soytarısı Rigoletto gibi uzun boylu olmak isterler. Boylarını uzatmak için türlü türlü çarelere başvururlar. Ancak yaptıkları hiçbir şey işe yaramaz; boyları bir santim bile uzamaz. Sarayın soytarısı,“Boyunuz uzasın mı istiyorsunuz? Kolayı var! Akşamları ayaklarınızı suya koyun,” diyerek onlarla dalga geçer.

Aralarındaki en kısa cüce olan Fasulyecik bir gün şehre gidip büyümenin sırrını öğrenmeye karar verir ve yola çıkar. Sonunda Té Sarayı denen bir yere varır. Burada, Dük’ten ve Yüzbaşı Bombardo’dan bile daha uzun adamların olduğu Devlerin Salonu’na girer. Fasulyecik onlara iriyarı olmak için ne yapmak gerektiğini sorar. Devler bir süre ses etmeden onu dinlerler, ancak bir yanıt vermezler. Sonunda içlerinden biri ona acır ve şöyle der:

“Dostum, biliyor musun, siz niye cüce kalmışsınız? Cücelerin evinde yaşıyorsunuz da onun için. Anladın mı?” demiş.
“Yoo! Dediklerini duydum, ama anlamadım!”
“İnsanların çoğu duyar, ama ne dendiğini anlamaz zaten. Git biraz düşün söylediklerimi. Belki anlarsın.”

Fasulyecik bu haberi arkadaşlarıyla paylaşmak üzere aceleyle eve döner. Tam o sırada Yüzbaşı Bombardo gelir ve Dük’le Düşes’in eğlenmek istediği haberini verir. Bunu sağlamak için de Soytarı Rigoletto’nun önerisiyle cüceler hükümdarın önünde birbirleriyle gerçekten savaşacaklardır. Öfkelenen ve gururları kırılan cüceler saraydan kaçarlar. Ancak nereye gideceklerini bilemezler. Üstelik Yüzbaşı Bombardo ve adamları da peşlerine düşmüştür. Cüceleri önce soytarının kızı Güzel Gilda, sonra da halk evlerinde saklar. Cüceler bir yandan saklanırken bir yandan da çalışmaya başlar. Kimi balıkçılık, kimi terzicilik yapar; kimi mühendis kimi ekmekçi olur. Ancak bir gün Yüzbaşı Bombardo casuslarından biri sayesinde cücelerin izini bulur.

Ama bu defa, cüceler korkmuyormuş. Boyları hiç uzamamış uzamasına, ama yürekleri kocaman olmuş meğer. Her birinin yüreği cesaretle doluymuş.


Tülin Sadıkoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme