6 Ekim 2013 Pazar

Ağaçtaki Ev

Sekiz yaşındaki Aglaia ile “büyük” arkadaşı Bianca şehirde bir apartman dairesinde yaşamaktan sıkılırlar ve birlikte bir ağaçta yaşamaya karar verirler.

İlk bakışta diğerleri gibi görünse de seçtikleri ağaç farklıdır. Dikkat edildiğinde ağacın dibinde bir kapı fark edilir. Kapıdan gövdenin içine girilir. Ağacın gövdesinin içi boştur ve burada yukarıdaki dallara çıkan bir merdiven bulunmaktadır. Gövdenin üstünde, gizlendiği için yerden görünmeyen bir platform vardır. Bu platformda ayrıca bir gizli kapı bulunur. Buradan yukarıya yiyecek hatta ihtiyaç duyulsa bir piyano bile çıkarılabilir. Kimsenin Aglaia ve Bianca’nın burada yaşadığından haberi yoktur. Bu, ikisi ve Çalçene Boşboğaz Bey arasında bir sırdır.

Ağaçta başka kimse yok gibi görünse de Çalçene Boşboğaz Bey, Bianca ve Aglaia’nın gelmesinden çok önce ağaçta yaşamaya başlamıştır. Gerçi kimse bunu doğrulayamaz. Bir gün Bianca’nın siyah kedisi Mürdüm kuşları kovalarken henüz keşfedilmemiş dallara çıkar. Burada ikinci bir platform ve üzerinde de kapısı zincirlerle çevrelenmiş bir kulübe vardır. Paspasın üzerinde “hoş geldin” yerine “gidin” yazar. Pencereden bir tüfek görünür ve zilin yanında da “azgın köpek, kaybolun!” yazan bir tabela vardır. Burası Çalçene Boşboğaz Bey’in evidir.

Bianca, bu geçimsiz komşunun sızlanmalarından sıkıldığı bir gün etobur bir bitkiyi evinin yakınlarına koyar. Ancak Çalçene Boşboğaz Bey bitkiyi ehlileştirmeye karar verir ve ona bir isim de koyar. Bitkiyle kurduğu ilişkiyi kıskanan köpeği ise Bianca ve Aglaia’nın yanına sığınır.

Bu arada çıkan su sorununu halletmek üzere bir tesisatçıyı uyurken evinden alıp ağaç eve getirirler, gözlerini de bağlarlar. New York’ta Özgürlük Heykeli’nin tepesinde olduğunu söylerler. Böylece su tesisatını kurar tesisatçı. Ertesi gün karısına bir daha brokoli pişirmemesini, yediklerinden dolayı o gece kötü bir rüya gördüğünü söyler.

Kitabın devamında göç eden leylekler çatısına pisledikleri için Çalçene Boşboğaz Bey’in epey gözlem yaptıktan sonra fırsatını kollayıp birkaçına ateş etmesiyle gelişen olaylara tanık oluruz. Bianca ve Aglaia leyleklerin yanına gittiğinde bebek taşıdıklarını görürler. Sonrasında bir şekilde leyleklerin taşıdığı dört bebek onlarla kalır. Çocuklara süt vermek için önce bir kurt düşünürler. Ama bir kurdun bunu kabul etmeyeceğine karar verip Saint Bernard cinsi bir köpek bulurlar. O da diğerleriyle birlikte ağaçtaki evde yaşamaya başlar. Öyle ki bir süre sonra ağaçta yaşaya yaşaya köpek doğasını kaybeder. Hatta ileride kanatları çıkacak ve uçacaktır.

İtalyan çocuk edebiyatının önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Bianca Pitzorno’nun yazdığı, Quentin Blake’in resimlediği ve Nilüfer Uğur Dalay’ın çevirdiği Ağaçtaki Ev adlı roman Günışığı Kitaplığı tarafından  yayımlandı.


Tülin Sadıkoğlu

2 yorum: