25 Ekim 2013 Cuma

Küçük Hanım

Sekiz yaşındaki Lilly ve ailesi, girişinde altın rengi bir çörek asılı, dört katlı eski bir ev olan Çörek Evi’ne taşınırlar. Bu evin avlusunda “boyu yetişkin bir penguen kadar, hava nasıl olursa olsun safari kıyafeti giyen ve şemsiyesi sayesinde istediği zaman bukalemun gibi renk değiştirebilen” Küçük Hanım yaşamaktadır. Renk değiştirebilmesi sayesinde kimse avludaki yaşlı söğüdün altına kurduğu çadırı ve Küçük Hanım’ı fark etmez. Zaten kimse de avluyla ilgilenmez…

Küçük Hanım burada yaşamaktan son derece mutludur çünkü her çalılığın arkasında farklı farklı hayvanların bulunduğu, yabani otlarla kaplı bu kocaman avludan daha gizemli bir yer görmemiştir. Küçük Hanım burada rahat bir şekilde yaşar çünkü büyüklerden kimse avluya girmez. Kapıcı Bay Leberwurst (soyadının Almancadaki karşılığı “ciğer sucuğu”) dışında tabii… Ailesi birkaç kuşaktır bu evde yaşayan Bay Leberwurst çocukları pek sevmez ve onların avluya girmesini yasaklayan bir de tabela asmıştır. Ancak şanslı bir çarşamba günü Lilly bu avluyu keşfedecek ve Küçük Hanım’la tanışacaktır.

Lilly o gün okul şöleninde bir fotoğraf makinesi kazanmıştır. Hemen eve gidip bir an önce fotoğraf çekmeye başlamak isteyen küçük kız annesini mutfakta bulur. Makinesine çipin nasıl takılacağını bilmeyen Lilly annesinden yardım ister. Ancak hamur yoğurmakta olan annesinin ona ayıracak vakti yoktur. Oysa normal bir günde annesi mutlaka onunla birlikte oturur, fotoğraf makinesini incelerdi. Aynı şey babası ve beş yaşındaki kız kardeşi için de geçerlidir. Normal bir günde hepsi Lilly’le ilgilendirdi. Ancak o gün normal bir gün değildir; küçük kızın şanslı günüdür. Nasıl mı? Kimse onunla ilgilenmediği için herkesten uzaklaşmak, kaçmak isteyen Lilly avluya gider. Gri ve sıkıcı gibi görünen avlu hiç de öyle değildir. Tahmin ettiğinden çok daha büyüktür ve kıvrımlı patikalarıyla, çalıları, ağaçları, devasa söğüt ağacıyla Lilly’nin karşısında çiçekli bir çayır uzanmaktadır.

Lilly söğüdün yanındaki bir duvara oturup fotoğraf makinesini incelemeye başladığında karşısında birdenbire elinde şemsiyesi, söğüt yeşiline bürünmüş Küçük Hanım’ı bulur. Küçük Hanım hareket ettikçe renk değiştirmektedir. Lilly’nin heyecandan kalbi küt küt atarken Küçük Hanım şemsiyesini kapatır, duvara oturur, bacak bacak üstüne atar ve şöyle der: “Yav, yav, relmik şimleg?” Her şey böyle başlar. Lilly, Küçük Hanım’la arkadaş olacak, birlikte avluyu keşfedecekler, bu arada avluda kimseyi özellikle çocukları istemeyen Bay Leberwurst’a karşı yine birlikte mücadele vereceklerdir.

İletişim Yayınları’ndan çıkan bu son derece eğlenceli romanı Alman yazar Stefanie Taschinski yazmış, Nina Dulleck resimlemiş. Türkçeye ise Ayça Sabuncuoğlu çevirmiş. Kitabı sekiz yaş ve üstü çocuklar için önerebiliriz.

Tülin Sadıkoğlu   



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme