7 Mart 2014 Cuma

"Küçük Kara Balık", İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda!

Böyle amaçsızca yüzmekten bıktım usandım. Başka yerlerde neler olduğunu öğrenmek istiyorum. Bu düşünceleri kafama bir başkasının soktuğunu sanabilirsin, ama ben uzunca bir süredir kendim düşünüyorum bunları. Arkadaşlarımdan da bazı şeyler öğrendim elbette; örneğin, birçok balığın yaşlanınca hayatta hiçbir şey yapmadık, hayatımızı boşa geçirdik, diye yakındıklarını biliyorum. Durmadan sızlanıp dururlar. Ben yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istiyorum; durmadan aynı şeyleri yapmak, yaşlanana kadar başka bir şey yapmadan yaşamak olamaz; dünyada yaşamanın anlamı bundan daha fazla olmalı!


Küçük Kara Balık, yaşadığı derenin ucunu görmek, başka yerlerde neler olup bittiğini öğrenmek ister. Annesi onu caydırmak için uğraşır; diğer büyük balıklar da giderse bir daha dönemeyeceğini söyleyerek korkutmaya çalışır. Onlara göre başka bir yer, başka bir dünya yoktur; dünya oldukları yerdir. Küçük Kara Balık ise kararlıdır; gidecektir. Ve gider de…

Evinden sonra ilk gördüğü yer bir göl ve ilk karşılaştığı da kurbağalar olur. Kendilerini soylu, iyi yetiştirilmiş ve en güzel balıklar olan gören bu kurbağalara Küçük Kara Balık’ın söyleyecekleri vardır: “Sizin bu kadar bencil olabileceğiniz hiç aklıma gelmezdi. Yine de darılmıyorum size, çünkü böyle konuşmanızın nedeni bilgisizlikten başka bir şey değil.” Küçük kurbağalar onun haklı olabileceğini düşünür, ancak tam o sırada anneleri gelir ve Küçük Kara Balık’ı yavrularının kafasına saçmalıklar sokmakla suçlayarak kovalar.

Küçük Kara Balık bir dereye, ardından ırmağa ve nihayet denize varır. Bu yolculuk sırasında onu tatlı dille kandırarak yakalamak ve midesine indirmek isteyen yengeçle; testerebalığı, balıkçıllar ve pelikanlarla ilgili bilgi veren, bir pelikanın torbalı gagasından nasıl kurtulacağını söyleyen ve ona bir kama hediye eden, balıkların balıkçıların ağından nasıl kurtulduğunu anlatan kertenkeleyle; karada yaşayan hayvanlarla; onu izlemeye karar veren ama pelikanın eline düşünce Küçük Kara Balık’ı feda etmekte sakınca görmeyen diğer küçük balıklarla karşılaşır. Ancak ne zorluklar ne de engeller merak ve keşfetme duygusuyla hareket eden bu cesur küçük kara balığı asla yıldırmaz, yolundan alıkoymaz. Dünyayı keşfetmek, görmek, tanımak isteyen özgürlük duygusuyla dolu bir balıktır o…

Küçük Kara Balık’ın yaşadıklarını on iki bin çocuğuyla torununa anlatan yaşlı balık nine, sonunda ona ne olduğunu söylemeden öyküsünü bitirir. Hepsi Küçük Kara Balık’ın başına ne geldiğini çok merak etmiştir. Yaşlı nine, onlara, ertesi akşamı beklemelerini söyler. “Ama küçük bir kırmızı balığı bir türlü uyku tutmuyordu. Bütün gece hiç gözünü kırpmadan denizi düşündü durdu…

İran çocuk edebiyatının 20. yüzyıldaki en önemli temsilcilerinden biri olan Samed Behrengi’nin yazdığı Küçük Kara Balık ülkemizde pek çok yayınevi tarafından yayımlanıyor. Şimdilerde ise Küçük Kara Balık sevenleri, hayranları İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda oyun olarak da bu cesur balığın maceralarını sahnede izleyebilecekler.

İlknur Özdemir’in çevirisiyle Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlanan Küçük Kara Balık’ı dramaturg Günay Ertekin oyunlaştırdı. Oyunla ilgili bilgi almak için İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun web sitesini ziyaret edebilirsiniz: http://www.istdt.gov.tr/kucuk-kara-balik

Tülin Sadıkoğlu


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme