19 Mayıs 2014 Pazartesi

Dehşete düşüren, düşündürten, sıradışı bir gençlik romanı: Ağaçtaki

Yaz tatili dönüşü, okulun ilk günü, 7A sınıfında kimsenin beklemediği bir şey olur. Öğrencilerden biri olan Pierre Anthon ayağa kalkar ve “Hiçbir şeyin anlamı yok,” der. “Zaten epeydir biliyordum bunu. Ama şimdi fark ediyorum ki, bir şey yapmanın da anlamı yok.” Böyle der Pierre Anthon, sonra sakince eğilir, biraz önce masasının üstüne çıkardıklarını toplayıp çantasına koyar, başını sallayarak veda eder ve sınıftan çıkıp gider. Tüm sınıfta rahatsız edici bir sessizlik olur.

Bununla kalmaz… Pierre Anthon’un babasıyla birlikte oturdukları evin bahçesinde bir erik ağacı vardır ve o da bu ağaca çıkıp, gelip geçene erik fırlatırken bir yandan da hiçbir şeyin önemi olmadığını ve benzeri şeyler söylemeye devam eder. Çocuklar onun söylediklerinden rahatsız olur. Hiçbiri onun anlattığı bir dünyada yaşamak istememektedir. Bu nedenle onu erik ağacından indirmeleri gerektiğine karar verirler. Bunu başarmak üzere girişimlerde bulunurlar, ama hiçbiri işe yaramaz. Pierre Anthon hiçbir şeyin önemli olmadığını söylemeyi sürdürür.

Birkaç gün sonra çocuklar toplanıp başka çareler düşünürler; hiçbiri iyi değildir. Tam dağılacakken, Sofie bir öneride bulunur: Pierre Anthon’a anlam ifade eden bir şeyler bulunduğunu kanıtlayacaklardır. Ve her şey böyle başlar…

Yıkık dökük, kimsenin uğramadığı bir hızarhaneyi kendilerine toplanma yeri olarak seçerler ve birkaç gün içinde anlam ifade edebileceğini düşündükleri şeylerden bir yığın oluştururlar. Ancak bunlar onlar için gerçekten bir anlam taşımamaktadır. Bunun üzerine herkes birer birer kendileri için önemli olan bir şey getirmeye başlar. Anlamlı olan bir şey getiren herkes bir sonrakinin ne getireceğini söylemektedir. Dennis tekrar tekrar okuduğu bir kitap serisini, Sebastian çok sevdiği oltasını, Richard taptığı kara topunu, Laura Afrika’dan aldığı ve sürekli taktığı papağanlı küpesini, Agnes bütün yaz annesini ikna etmeye uğraşarak aldırdığı yeşil sandaletleri getirir… “İşte o zaman anlamda değişiklikler oluşmaya,” başlar.

Agnes, yeşil sandaletlerinin öcünü almak üzere Gerda’nın zayıf noktasını bulmaya çalışır ve bulur da: Küçük bir hamster olan Oskarcık’ını getirecektir Gerda. Anlam yığınına bir günlük, çocuklardan birinin evlatlık belgesi, Elise’nin ölen kardeşi (mezardan çıkarıp yığına koyacaklardır), Müslüman bir çocuğun seccadesi, Sofie’nin bekâreti, bir köpeğin başı (kesilerek), gitar çalan bir çocuğun sağ işaret parmağı…eklenir. Şiddeti giderek artan bu anlam oluşturma çabası çocukları da yavaş yavaş değiştirmektedir.

Bütün bu olaylar nasıl bağlanacak, diye merak ediyorsanız şunu söyleyebilirim ki bundan sonrasında olanlar da sizi çok şaşırtacak ve ürpertecek.

Kitabı okumaya başladığımda böylesine bir şiddet beklemiyordum. Doğrusu çocukların Pierre Anthon’a bir şekilde “bir anlam olduğunu” göstermeyi başaracaklarını düşünmüştüm. Ama öyle olmayacağını hemen anlıyorsunuz. Gerçekten de “kan dondurucu” bir kitap. Ancak etrafımızda, ülkemizde, dünyada yaşananları, gerçek hayattaki şiddeti düşününce aynı şekilde kanımın donduğunu fark ettim. Bu şiddetin çocuklar, gençler üzerindeki etkisini düşünmeye başladım. Ve böylesi bir dünyada genç bireyler olan çocuklarımızı dinlemenin, onların neler düşündüğünü öğrenmenin önemini bir kez daha anladım. Hızla akan yaşamlarımızda çocukların maddi ihtiyaçlarının yanı sıra manevi ihtiyaçlarını ve gelişimlerini de gözetmemiz gerektiğinin önemini bir kez daha kavradım. Sonuçta, Agnes’in dediği gibi “anlam öyle şakaya gelebilecek bir şey değil.”

Benim için kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri, çocukların oluşturduğu bu “korkunç” anlam yığını ortaya çıkıp da öğretmenlerinin onları azarlayıp niye böyle bir şey yaptıklarını sorduğu zaman Sofie’nin verdiği yanıttı: “‘Anlam…’ Kendini onaylarcasına başını salladı. ‘Bize anlam ifade eden hiçbir şey öğretmediğiniz için, gidip kendimiz bulduk onu.”

Danimarkalı yazar Janne Teller’in genç okurlar için yazdığı, Abdülgani Çıtırıkkaya'nın Türkçeleştirdiği Ağaçtaki adlı roman ON8 Kitap’tan yayımlandı.
Tülin Sadıkoğlu  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme