20 Ağustos 2014 Çarşamba

Canavarın Çağrısı


Patrick Ness son yıllarda kitaplarını ilgiyle okuduğum, yaptığı işleri takip etmeye çalıştığım bir yazar. Gençlik kitapları ilgiyle okunuyor. Bununla birlikte sahanın önemli ödüllerinden sayılan Carnegie Madalyası'na da iki kez layık görüldü.

Canavarın Çağrısı ise hem yazarı hem çizeri ile bu ödülü alan nadir bir kitap. (2012 CILIP Carnegie ve CILIP Kate Greenaway Madalyaları)

Kitabın konusu kadar kitabın yazılma süreci de bir o kadar ilginç. Patrick Ness, yazarın notu bölümünde merhum yazar Siobhan Dowd'dan bahsedip onun fikrinden yola çıkıp bu kitabı yazdığını söylüyor ve şöyle ekliyor: "Fakat iyi fikirlerin bir özelliği vardır: Yeni fikirlerin doğmasına önayak olmaları."

Canavarın Çağrısı’nın kahramanı Conor, son zamanlarda aynı kâbusu görmeye başlar. Annesinin sağlık durumu ve okulda ona musallat olan kabadayılar yüzünden hayatı gerçekten kâbusa dönen Conor uykusunda da rahat edemez. Tüm bunlar yetmezmiş gibi pencerelerinden görünen bir porsuk ağacı ayaklanır ve gece yarısını tam 7 geçe Conor’u ziyaret etmeye başlar. Bu ziyaretler Conor’un gerçeklik algısını zorlar. Hakikat ile rüya arasında yaşadığı şeylerden arta kalanlar işi içinden çıkılmaz bir hale getirir.

Porsuk ağacı, Conor’u gerçeklerle yüzleştirmek için ona üç hikâye anlatacağını ve sonunda Conor’un da bir hikâye anlatması gerektiğini söyler. Conor şöyle düşünür: "Bazı hikâyeler gerçekten de mutlu sonla bitmiyorlardı değil mi? Canavarın ona öğrettiği bir şey varsa o da buydu. Hikâyeler vahşi hayvanlar gibiydi ve hiç tahmin etmediğiniz yönlere gidebiliyorlardı bazen."

Patrick Ness kahramanlarının ağzından tahmin edilemeyecek hikâyeler anlatıyor bu kitabında. Ness kadar kitabı resimleyen Jim Kay de tüm övgüleri hak ediyor.

Arif Cem Ünver’in Türkçeleştirdiği Canavarın Çağrısı Tudem tarafından yayımlandı.

Ebru Akkaş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme