27 Ekim 2014 Pazartesi

Kızıl Ağaç

Depresyon, endişe, tedirginlik ve benzeri duygular yetişkinlere, “büyüklere” ait duygular mıdır? Küçük bir kız kötü bir sabaha uyanıp o günü kötü geçirmez mi hiç?

Astrid Lindgren Anma Ödülü (ALMA) ve Hugo Ödülü sahibi Avustralyalı yazar ve çizer Shaun Tan, alışılmış resimli öykü kitaplarından çok farklı olan “Kızıl Ağaç”ta yine alışılmışın dışında bir “durumu”, öyküye eşlik eden ve her biri ayrı bir duygu dünyasını yansıtan, ayrıntılarla dolu resimlerle aktarıyor. Duygular ne kadar “karanlık” olursa olsun her birinin içinde “canlı ve parlak” bir kırmızı yaprak gizli.

“Bazen gün doğar ve hiç umut getirmez beraberinde. Ve gitgide kötüleşir her şey. Bir kasvet çöker üstüne.”

Küçük kız yataktan henüz kalkmamıştır, ama o gün pek de güzel bir gün değildir. Odasını siyah yapraklar doldurmaya başlar. Dışarı çıkar, ama durum düzelmez, kötüleşir. Kimse onu anlamaz, yalnızdır, “dünya sağır bir makinedir artık”. Bu karanlık, umutsuz gün başladığı gibi bitecektir sanki. Ama öyle olmaz. Her umutsuzluğun içinde, bazen görülmesi zor da olsa, küçücük kırmızı bir yaprak vardır hep. Küçük kız eve döndüğünde onu karşısında bulur.

“Ama işte! Birdenbire karşına çıkıverir, canlı ve parlak, sessizce beklemektedir seni, tam da hayal ettiğin gibi.”

Bu resimli öykü kitabı için yaş sınırı yok, bana kalırsa.

Shaun Tan adeta, “bazı günler hiç umut yokmuş gibi hisseden büyükler ve küçükler, hiç dert etmeyin, her ne olursa olsun üstesinden geleceksiniz,” diyor. Bu olağanüstü kitap Seda Ersavcı’nın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

Tülin Sadıkoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme