10 Aralık 2014 Çarşamba

Çocukların okur hakları






Bazen kendileri için olsa da okuyacağı kitaplar büyükler tarafından seçilen, tercihi olmayan bir kitabı okumakla yükümlü kılınan çocukların okur haklarından haberdar mısınız?

Okumak fiilinin emir kipine tahammülü olmadığını söyleyen Fransız yazar Daniel Pennac, ‘Roman Gibi’ kitabında, bunların çocuklara pedagojik işkence malzemesi olarak kullanılmaması kaydıyla, çocukların okurluk haklarına değiniyor.

İşte on maddelik çocuk okur hakları

1. Okumama hakkı
2. Sayfa atlama hakkı
3. Bir kitabı bitirmeme hakkı
4. Tekrar okuma hakkı
5. Canının istediğini okuma hakkı
6. “Bovarizm” hakkı
7. Canının istediği yerde okuma hakkı
8. Çöplenme hakkı
9. Yüksek sesle okuma hakkı
10. Susma hakkı

Bunlar aslında sadece çocukların değil tüm okurların hakkı. Bu yüzden her hak için geçerli olan o hakkı kullanmama seçeneği elbette okumak için de geçerli. Okuyan kişinin kendini geliştirdiği gözle görülür bir gerçek olsa da okumanın reddedilebilecek bir eylem olduğunu da kabul etmeliyiz.

Okumak, bir görev duygusu ile yapıldığında işkenceden farksız bir hal alabilir. Okuyucu kitapla ilişkisini kendi belirleyip, metnin sayfalarını atlayabilir. Zira çocukların eline İlyada’nın çocuklar için uyarlanmış kopyasını yani kendisi için başkaları tarafından budanmış bir kitabı tutuşturmak yerine kitabın orijinalini verip, kendi destanını yaratmasına izin vermek daha anlamlı olabilir. Çocuklar başladıkları her kitabı bitirmek zorunda değiller. Bazı kitapları okumayı ertelemek, onların bizi çağıracağı günü beklemek daha anlamlı olabilir. Hikâye için daha hazır olmayabilirler. Ya da yeni bir kitap okumak yerine çok zevk alınan bir kitabı ikinci, üçüncü kez okumak daha keyifli olabilir.

Bu okumalara çizgi romanlar da dâhil. Pennac’nın listesinde yer alan en güzel okur hakkı ise bovarizm -kendini kitap kahramanının yerine koymak- olsa gerek. Kendini kitabın kahramanın yerine koyup, okumanın tadına varan bir çocuğun artık kitaplardan kopması söz konusu olmayabilir. Yine de çocuk ya da yetişkin fark etmez, insan keyfi için okur ya da okumaz.

2000 yılında TÜYAP Kitap Fuarı’na katılmak için İstanbul’a gelen Pennac ile yapılan röportajda (Virgül, Ocak 2000) televizyon ve internetin okumayı olumsuz yönde etkilediği görüşüne dair yaptığı yorumun da oldukça dikkat çekici olduğunu belirtelim. Pennac şöyle diyor: “Yeni bir teknoloji çıktığında hemen ona karşı çıkmak gerektiğine inanmıyorum. Her zaman verdiğim bir örnek vardır: O ilk tren kırlardan geçtiğinde ineklerin bir daha süt vermeyeceğini söylemişlerdi, inekler hâlâ süt vermeye devam ediyor. Aynı şekilde televizyon ortaya çıktığında çocuklar okumayacak dendi. Bu çok aptalca çünkü içinde hem kütüphane hem de televizyon olan yığınla ev var, bunlar bir arada bulunuyor. Aynı şekilde internetin de kitabı ortadan kaldıracağı söyleniyor. Açıkçası ben buna inanmıyorum.”

Çocukları birey olarak görmeyi ve bunu iyi değerlendirmeyi başaran Daniel Pennac, çocuklar kadar çocuklarına okumayı sevdirmek isteyen ebeveynlerin de okuması gereken bir yazar.

Ebru Akkaş


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme