14 Ocak 2015 Çarşamba

Yarından Sonra

"Hep böyle mi olacak?" dedi, kısık ve endişeli bir sesle. "İşler bir daha yoluna girmeyecek mi?"

İngiltere’de beş bankanın aynı anda çöktüğü gün “Kıyamet” olara adlandırılır. O günden sonra ülkeye kaos hakim olur. Paranın hiçbir değeri yoktur. Değeri olan tek şey yiyecektir ve o da çok az bulunmaktadır.

Matt’in ailesi, bu zor şartlar altında hayatta kalmaya çalışan ailelerden yalnızca bir tanesidir. Kamyon şoförü olan babası, taşıdığı patatesler için öldürülmüştür. Matt’in annesi Ally, ikinci evliliğini Justin adında biriyle yapar.
Ally, babasının ölümünden sonra onun tarlasını ekmeye başlar. Yetiştirdiği sebzeleri ölen kocasının patronu Bob vasıtasıyla başka şeylerle takas etmeye başlar. Böylelikle, en azından yiyecek konusunda sıkıntı yaşamazlar. Ancak evinde fazladan yiyecek bulunduranlar “Stokçu” olarak ilan edilmekte ve silahlı baskıncılar tarafından bu kişilerin evleri yağmalanmaktadır. Matt’in evi de iki kez baskına uğrar. İkincisinde tam olarak ne olduğunu ne Matt ne de altı yaşındaki küçük kardeşi Taco görebilir; çünkü anneleri onlardan gözlerini kapatmalarını ve bakmamalarını istemiştir...

İkinci baskında fotoğrafları çekildikten ve internet sitesinde “Stokçular” olarak ilan edildikten sonra Ally, Bob’un yardımıyla Fransa’ya gitmeye karar verir. Ancak, tam yola çıkacakken annesi, yani Matt'in büyükannesi kalçasını kırınca İngiltere’de kalır. Matt ve Taco’yu Justin’le birlikte yollar.

Oldukça zorlu geçen yolculuk Fransız askerlerinin onları tünelde durdurmasıyla yarıda kesilir. Yalnızca çocuklu olan aileler Fransa’daki sığınma kampına yollanacaklardır. Matt, Taco ve Justin ile yanındaki genç kızı kendi çocuğu olarak tanıtan Bob bu haktan yararlanırlar. Yiyecek azdır, Fransızlar onlardan pek hoşlanmaz ve Justin’in de yaşadıklarından sonra morali çökmüştür. Matt ve Taco nasıl idare edeceklerini bilemezken Fransızca bilen Paige, çocuklar için neredeyse bir kurtarıcı olur. Kampta aynı durumda olanlar arasında da bir yakınlaşma, yardımlaşma başlar.

Matt, kamptakilerin durumunu aktarmaya çalışan televizyoncu Salman’ın da teşvik etmesiyle evden getirdiği bisikletini tamir ederek bu durumu en iyi şekilde atlatmaya karar verir. Bisikletini nasıl tamir edeceğine kafa yorarken Fransız bir kadının eski, kırılmış bisikletleri olduğunu keşfeder. Gerekli olan şeyleri ondan çalmaya çalışırken yakalanır, ancak Paige’in yardımıyla kadına bisikletlerini tamir etmeyi önerir. Böylece bisiklet tamircisi olarak adı yayılır. Bob’un yardımıyla bisiklet tamir ederek para kazanmaya başlar. Bu arada Taco da Fransız kadının oğlu Pierre ile arkadaş olmuş, Paige’in yardımı ve Pierre’in arkaşlığıyla Matt’in pek de sevmediği Fransızcasını ilerletmeye başlamıştır. Justin ve Matt arasında da bir sürtüşme olur. Justin elinden geleni yapmaya çalışırken Matt de bisiklet tamir ederek İngiltere’ye geri dönebilmek için para biriktirmeye çabalamaktadır. Yiyeceklerine dadanmış olan bir farenin Taco’yu ısırmasıyla aralarındaki gerilim de artar.

Daha sonra durum iyice kötüleşir. Öyle ki Matt koyu bir yılgınlığa düşer.  Her şey son derece umutsuz görünürken... Ne mi oluyor? Kitabı okuyun, göreceksiniz.

Çeşitli felaketlerle ilgili çok sayıda çocuk kitabı var; ancak “Yarından Sonra” bunlar arasında farklı bir yere sahip. Bu kez felaketin nedeni ekonomik. Günümüz için muhtemel bir felaket senaryosu olabilecek bu kitap, genç okurlarını güncel sosyal sorunlar, ekonomik sistemin yol açabileceği felaketler ve dünyanın herhangi bir yerindeki mültecilerin durumu üzerine epeyce düşündürecek kanımca. İyi yazılmış, iyi kurgulanmış, tansiyonu hiç düşmeyen bir kitap. Her ne kadar Matt'in ve Taco'nun ve elbette diğerlerinin yaşadıkları, başlarına gelenler iç açıcı olmasa da insanı umutsuzluğa düşürmüyor. Aksine, okurları düşünmeye, empati kurmaya iterek ve mücadeleci ruhun, dayanışmanın önemini göstererek içlerindeki gücün farkına varmalarını sağlıyor.    

Gillian Cross’un yazdığı, Hilmi Çeltikoğlu’nun Türkçeleştirdiği Yarından Sonra, Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanıyor. Kitap 12, 13, 14 yaş grubu ve gençler için öneriliyor.
Tülin Sadıkoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme