23 Eylül 2015 Çarşamba

Şeker Portakalı

Okuduğum Fransız okulunda, her okul senesinin başında bize bir liste verilirdi. İçinde o sene okumamızı önerdikleri kitapların isimleri yazardı. Oradan keşfedip okumuştuk Şeker Portakalı'nı.

1987 yılıydı, 11 yaşındaydım. Hayatımda beni etkilemiş olan en önemli kitaplardan biridir. Hüngür hüngür ağlamıştım. Seneler boyunca dönem dönem geri okumuşumdur bu güzel romanı.

Brezilyalı çok fakir bir ailenin içine dalıyoruz Şeker Portakalı ile. İşsizlik yüzünden ruhsal bunalım içinde olan bir baba, fabrikada çalışarak küçücük bir maaş karşılığında ailenin geçimini sağlamaya çalışan bir anne, yoksulluk içinde bocalayan diğer kardeşler, ve aralarında baş kahramanımız beş yaşında olan Zeze ile tanışıyoruz. 

Zeze çok akıllı ve çok geniş hayal gücü olan bir çocuk. Tek başına okumayı öğrenmiş. Büyüyünce "papyonlu bir şair" olmayı hayal ediyor. Yalnızlığını saklamak için de devamlı yaramazlık yapıyor. Bu yüzden de sürekli ailesi tarafından dayak yiyor. Sadece ablası Gloria ve öğretmeni onu koruyorlar.  
Dünyadaki en yakın arkadaşı bahçedeki minik bir portakal fidanı. Zeze ona kalbini açar ve beraber uzun sohbetler ederler.

Bir gün de, Portuga ile tanışır. Aksi bir ilk karşılaşmadan sonra aralarında müthiş bir sevgi doğar. O kadar güzel bir ilişkileri olur ki Zeze ondan kendisini evlat edinmesini  ister. 
Romanın sonu büyük bir trajedi ile biter. Acı ve kayıplar sonucunda Zeze yavaş yavaş yetişkinler dünyasına ilk adımlarını atarak olgunlaşmaya başlar.

Ilginç bir yazar José Mauro de Vasconcelos. 26 Şubat 1920’de Rio de Janerio yakınlarındaki Bangu’da doğmus. Kızıldereli bir annenin ve Portekizli bir babanın oğludur.
Yazar olana kadar çeşitli yollardan girip çıkmış. İki yıl tıp eğitimi almış ama bitirmeden ayrılmış. Boks antrenörlüğü, ressam ve heykeltıraşlara modellik, muz plantasyonlarında hamallık, gece kulüplerinde garsonluk gibi çeşitli işlerde çalışmış. Kızılderililer arasında yaşamış. 


Şeker Portakalı'nı 1968'de yazmış ve kendi çocukluğundan bir sürü olayı kitaba aktarmış. Bu, en otobiyografik kitabıdır. 1985'de aramızdan ayrılan Vasconcelos, bu kitabı "yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını" ve 12 günde yazdığını söylüyor.
 
Şeker Portakalı
'nın alt başlığı: "Günün Birinde Acıyı Keşfeden Bir Çocuğun Öyküsü". O çocuk ile beraber bizler de keşfettik. Bence her çocuğun bu kitabı okuması gerek, hayatın gerçeklerini anlatan çok derin bir kitap. Evet, zor bir konu. Evet, çoğu okurunu ağlatıyor. Ama bu, çok çarpıcı ve etkileyici olmasından kaynaklanıyor; bundan da kaçmamak gerek.

Sayenizde, Bir Kitap Lütfen'e bu güzel kitapla ilgili bu cümleleri yazarken, 1987'den beri yanımda taşıdığım kitabı uzun süreden sonra yine açıp "sayfaladım".  Ilk kez dikkatimi çeken bir ithaf fark ettim. Vasconselos, Şeker Portakalı'nı hayattan vazgeçen kardeşleri Luis ve Gloria'ya, ve erken vefat eden Portuga'ya adamış. Hepsi gerçek karakterlermiş ve hepsi erkenden gitmişler...

Yazarın diğer kitaplarında Güneşi Uyandıralım ve Delifişek'te Zeze'nin büyürken yaşadığı serüvenleri izleyebiliriz. Ama bunlardan daha sonra tekrar bahsedelim.

Can Yayınları
'ndan çıkan, çevirisini Aydın Emeç'in yaptığı bu güzel romanı 11 yaşından itibaren çocuk ve büyük herkese tavsiye ederim. 

Kitabın ismiyle ilgili bir düşüncemi de paylaşmak isterim. Başka dillerde: O Meu Pé de Laranja Lima, Mon Bel Oranger, My Sweet Orange Tree
Bizde Şeker Portakalı olarak çevrilmiş olması çok güzel bir seçenek bence, Güzel Portakal Fidanım yerine, ama iyelik ekinin olmaması bence çok büyük bir eksik. Şeker PortakalıM olması gerekirdi diye düsünüyorum.

"Iyi Okumalar" dileklerimle,
Yaprak Moralı




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme